26 Kasım 2015 Perşembe

Kargalar ve Aşk

Uzun zamandır yazmıyorum. Boşlukta gibi hissettiğimden sanırsam. Gerçi, boşluk demeyelim çünkü içinde yaşadığım dünya fazlasıyla dolu. Kalabalığın ortasındaki yalnızım.

Nereye gidersem gideyim bana yoldaşlık eden bir canlı var : Kargalar. Cidden, nereye gidersem gideyim sanki benimle birlikte hareket ediyormuş ve ben durduğumda durup beni bekliyorlarmış gibi geliyor. Bu uzun zamandır böyle. 

Kulağa saçma gelebilir ama beni koruduklarını düşünüyorum. Canlılar her an farkında olmadan birbirileriyle telepati içerisindeler zaten. Dini bir anlam yüklemiyorum, yanlış anlaşılmasın. Sadece bu böyle ve ben güvende hissediyorum. 

Başlıkta yazmış olduğum 'Aşk'a' gelince; 

Şunca yaşıma geldim hala aşık olamadım be ahali. Millet havada aşk kokusu var misali etrafta dolaşırken ben tek tabanca olmanın keyfini sürüyorum. Neymiş o, birine bağlı kalmak, sadece onu görmek vs. ? Bana uymuyor. Hayatıma ters belki de. Ama hiç aşık olamadım. Minicik bir kızken bir oğlancığı beğenmiştim, belki de ilk ve sondu benim için. Kavram daha beynime yerleşememiş. Geçende arkadaşım anlatıyor ; ''İşte Şehrazat, aşık oldum nasıl bir duygu anlatamam sana. Böyle her an O'nu düşünüyorum, acaba ne yapıyor merak ediyorum, hayata daha güzel bakıyor ve sımsıkı kucaklıyorum...'' şoke oldum. Bir insan başka biri yüzünden bu denli duygulara düşebilir mi ya hu ? Nasıl bu kadar mutlu olabilir ? Üstelik platonik iken ? Vay be, diyorum ve uzaklaşıyorum.

Uzun aradan sonra sevgilerle, Şehrazat 

25 Ağustos 2015 Salı

Biraz Durgunum

Bugünlerde kendimi biraz geliştirdiğimi düşünüyorum. Her açıdan. Çünkü hissedebiliyorum. Beynimde, bedenimde, her ne kadar dışarıdan farkedilmese de geliştim ben. İnsanlar karşı olan soğuk tavrımı kestim, duvarlarımı yıktım. İçimde çokça bulunan, fakat tezadi bir şekilde gösteremediğim özgüvenimi açığa çıkarıyorum yavaş yavaş. İnsanları dinliyorum; eskiden de böyleydi ama, artık onların dediklerini kaale alarak dinliyorum. Onların dertlerine, sevinçlerine ortak oluyor ve yorum yapıyorum. İnsanlar tarafından aranılan ve sevilen bir insan olmaya nihayet başlıyorum. Bu sene benim 'yeni bir ben' haline geldiğim senem olacak, gönülden inanıyorum. Dün yeni biriyle tanıştım. Benim gibi olan bir genç kız var idi. Onunla birlikte uzunca bir sohbet ettik. Sonrasında bana derdini açtı ve ona yardım ettim. Kendimi nasıl iyi hissettiğimi anlatamam. Böyle söyleyince çocuk gibi göründü gözüme ama, asıl çocuk ruhunun dünyayı umursamamak olduğunu anladım. Belki çocuk ruhlu bir insanım ama, bazen buna ara vermek gerekiyor. Sonracıma Japon arkadaşım günümü gün edecek bir resim yolladı bana. 


Burası Japonya'nın Fukuoka ili. Sabahın henüz altısı.



İnsanlar tarafından yavaş yavaş sevildiğimi, sayıldığımı anlamak gerçekten mükkemmel bir duygu. Ben özgür ve lider ruhlu bir insanım, beni böyle kabul etmeliler. Fakat bu yolda her şeyi karşındaki insana bırakmaman gerek,  değil mi ?


Son olarak konuyla hiç mi hiç ilgisi olmayan, hatta benimle bile ilgisi olmayan bir şarkıyı koyuyorum. Az önce televizyonda gördüm.

Saygılarımla, Şehrazat.



4 Ağustos 2015 Salı

Mim 1# Hayal Dünyamdan

Başlıktan da anlayabileceğiniz gibi bu benim ilk Mim'im. Acayip heyecanlıyım. Normalde olduğu gibi değil, kimseden davet filan almadım. Kendi kendime bir mim oluşturdum. Mim'imin ismi ise 'Hayal Dünyamdan' . Mimin amacı yaşamınızın bir yarım saatini hayal etmeniz. İstediğinizi hayal edebilirsiniz. Zaman ve yer hiç önemli değil. Gerçeğe bağlı kalmayacaksınız. Ben beş yıl sonraki hayatımdan bir öğleden sonrasının, yarım saatini hayal edeceğim. Siz de istediğinizi hayal edin. Mim'ime geri dönüş yapın ve beni de etiketinize ekleyin. İyi okumalar :)



Ekim Ayı- 16:37-17:07




Çıkmış olduğum tepe yürüyüşünden sonra nihayet evime dönmüştüm. Yağmurluğumu üzerimden çıkardım ve üzerimi değişerek toplamış olduğum saçlarımı saldım. Güzel beyaz bir kazak ve toz pembe bir ceketle koyu mavi pantolon giymiştim. Mutfağıma gittim ve malzemelerimi çıkararak kendime güzelinden bir Türk kahvesi hazırlamaya başladım. Kahve pişer iken salonuma gittim ve her zaman önünde oturduğum penceremden baktım. Yağmur yağmaya başlamıştı. Sürgülü pencereyi bir hamlede açtım ve içeriye mis gibi toprak kokusunun girmesine izin verdim. Bu kokuyla da kahve kokusu karışınca muhteşem olmuştu. İçeriye gidip kahvemi aldım ve penceremin önünde duran koltuklardan birine oturarak dışarıyı izlemeye başladım. Akşam vakti olacaktı, sokak lambaları yavaştan açılıyordu ve insanlar evlerine gitmeye başlamıştı. Okuldan çıkmış çocukların defterleriyle başlarını siper etmelerini izledim. Kızlar bir elleriyle kitabı kavrıyor, bir elleriyle eteklerini açılmaması için sıkıca tutuyorlardı. İçimden onları eve almak geldi fakat sonradan vazgeçtim. Zaten ben pencereden seslenene dek sokağı dönüp caddeye çıkmışlardı. Bir anda arka bahçedeki havuzdan çiçekleri çıkarmayı unuttuğumu farkettim ve arka bahçeye giderek kırmızı balıkların dolaştığı süs havuzundan narin çiçekleri çıkardım. Yağmura dayanamayacak kadar zariflerdi. Onları içeriye aldım ve sürgülü kapıyı kapattım. Çiçekleri de yere koydum. Salona geri döndüm ve bitirmiş olduğum kahve fincanını mutfağa götürerek yıkadım. İçeri geri geldiğimde ise, koltuklara değil pencerenin önüne, direk yere uzandım. Görüntü muhteşemdi, bulutlardan düşen su damlaları yerde daireler oluşturuyordu.


-Şehrazat




Mim Kardeşlerim :)
-Sawako
-Birgaripseyma
-Pelin Pembesi
-Supercel
-Eskaymak
-Çelen'in Sazı
-Life Of Nil
-AynaGöz
-Düda'nın Feneri
-Bir Özentinin Bloğu
-Hayaliland

Bekliyorum arkadaşlar ;)

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Nasıl Gelecek - Bugünden'

Belki günün birinde insana; 'Hah ! Şimdi oldu, bundan sonrası şamda kayısı !' dürtüsü gelir. Ama bana gelmiyor. Soruyorum ''Gelecek mi, gelmeyecek mi ? Gelecekse nasıl gelecek ?' Cık. Cevap yok. Demek ki gelmeyecek. Oturup, 'şimdi oldu.' diyemeyeceğim, kısa bir müddet içerisinde olsa da. 'Dört yıl' diye düşündüğünde uzun gibi geliyor ama bu müddet o kadar kısa ki... Su gibi geçer, eğer 'gelecekse'. 

Bugün, yine şu konu hakkında düşüncelerimi paylaştıklarımla konuştum. İçimdeki hırs hissi ve heyecan arttı. 'Yapabilirim, gelecek güzel gelecek' diye düşünceler başımda duman ama ne olur ne olmaz... Malum, her an her şey olabilir. Şu hırs dediğim de, tamamiyle kendimle olan yarışımı isimlendirdiğim. Başkasının başarısında gözüm hiçmi hiç yok. Merak etmesinler. Bugünlük benden bu kadar. 

Saygılar, Şehrazat.

27 Haziran 2015 Cumartesi

Bugünden'

Demin kanım çekildi sandım. Tam da öğrenmem gereken, ileride yaşayacaklarım için bir yol ışığı ile karşılaştım. Bana bir motivasyon gerekiyordu. Hepsini buldum. Canım daha da az yanıyor. İçimi daha da rahat dökmeye başladım. Şansım var. Üç şekilde de kazanabilirim. Ama ey mi yamandır,  bey mi bilemeyiz. Beni güzelce motive etti. Dedi ki ; "Hayallerinin peşinden git. Kimsenin seni engellemesine izin verme." Tamamiyle mutluluk ile doldu içim. Daha iyi hissediyorum şimdi. Daha da iyi hissedeceğim.

Saygılarımla, Şehrazat.

24 Haziran 2015 Çarşamba

Ben Kimim ?

Merhaba, ben Şehrazat. Kendimi ve sevdiğim şeyleri anlatmaya geldim. Sıradan bir blog olmayacak benimkisi. Belki takip edilmeyerek, solup gidecek; belki güzelce takip edilerek izlenen bir blog olacak. Amacım fazla izlenerek popüler olmak değil tabii, fakat insan boş sayfaya anlatmak istemez kendini, değil mi ? Eğer burada bir 'siz' var ise, tanıştığımıza memnun oldum. Benimle kalın ! Hoşçakalın !